BİZE ULAŞIN

Cuma, Mart 2. 2012


 

                               

                            

 ADRES         : Sarıcapaşamah.Sarıcapaşa Cami sok.Edirne Devlet Hastanesi  yanı, Kızılay tesisleri   EDİRNE

TELEFON     : 0284 213 05 86

FAKS                : 0284 225 10 01

WEB SİTESİ   : www.edirnekizilay.org

E POSTA         : edirnekizilay@gmail.com

NAKİT BAĞIŞLARINIZ İÇİN HESAP NUMARAMIZ :INGBANK EDİRNE ŞUBESİ 6613904-MT-001

KIZILAY EDİRNE ŞUBESİNE YAPILACAK HER TÜRLÜ YİYECEK, EŞYA, KİTAP, İLAÇ, ADAK BAĞIŞLARINIZ İÇİN:KIZILAY EDİRNE ŞUBESİ'NE AİT 0 284 213 05 86 NOLU TELEFON İLE DOĞRUDAN ŞUBE YETKİLİLERİMİZE VEYA edirnekizilay@gmail.com ADRESİNE MESAJ GÖNDEREREK BİLGİ VERİLDİĞİNDE ŞUBEMİZE AİT ARAÇLARLA BİLDİRECEĞİNİZ ADRESİNİZE GELİNEREK YARDIM MALZEMELERİNİ TESLİM ALMAMIZ MÜMKÜN OLABİLECEKTİR.YARDIM BAŞVURULARI İÇİN ŞİMDİDEN YARDIMSEVER EDİRNELİLERE TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNUYORUZ.

ŞEHİR PLANINDA YERİ:  

TÜRK KIZILAYININ TEMEL İLKELERİ:

             Kızılay; Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Hareketinin aşağıda belirtilen temel ilkeleri doğrultusunda faaliyette bulunur:
a) İnsancıl olmak: Savaş alanındaki yaralılara ayrım gözetmeksizin yardım etme düşüncesinden doğan Kızılay, her nerede olursa olsun insan ızdırabını ulusal ve uluslararası kapasitesi dahilinde önlemek ve dindirmek için gayret sarf eder.Amacı insan hayatının, insan sağlığının korunması ve insan onuruna saygı duyulmasının sağlanmasıdır. İnsanlar arasında karşılıklı anlayışı, dostluğu, işbirliğini ve kalıcı barışı destekler.b) Ayırım gözetmemek: Kızılay, milliyet, ırk, dini inanç, sınıf veya siyasi düşünce farkı gözetmez. İnsan ızdırabını, en İivedi ve zaruri ihtiyaçlara öncelik vererek dindirmeye çalışır.c) Tarafsızlık: Kızılay, herkesin güvenini kazanmak amacıyla, düşmanlıklara taraf olmaz. Hiçbir zaman din, ırk,siyasi ve ideolojik nitelikteki ihtilaflara girmez.ç) Bağımsızlık: Türk Kızılayı bağımsız bir kurumdur. Kızılay, insancıl faaliyetlerinde kamu otoritelerinin yardımcısı
olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanunlarına tabi olup bu çerçevede Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Hareketi Temel İlkelerine uygun hareket etme özerkliğine sahiptir.
d) Hayır kurumu niteliği: Kızılay, hizmetlerinde hiçbir şekilde çıkar gözetmeyen, gönüllü bir yardım kurumudur.e) Birlik: Türkiye'de, "Türkiye Kızılay Derneği", "Türk Kızılayı" ve "Kızılay" adı altında tek bir dernek kurulabilir.Bu dernek herkese açıktır. İnsani faaliyetlerini mevzuatının öngördüğü ulusal ve uluslararası alanda yürütür. Uluslararası sözleşmelerce Türk Kızılayına verilmiş münhasır hak ve yükümlülükleri amaç edinen başkaca bir dernek kurulamaz.f) Evrensellik: Diğer ülke ulusal dernekleri ile eşit statüye sahip ve karşılıklı yardımlaşmada onlarla eşit sorumlulukları ve görevleri paylaşan Kızılay, evrensel bir kurumdur.










RUTİN FELAKET

Cuma, Mart 2. 2012




Kızılay
Edirne Şube Baskam Avukat Metin Kiray'a gore yasanan nehir taskinlan göz göre
yaşanan
bir felaket. Başta Edirne Barosu oimak iizere turn sivil toplum kuruluslanni
suların kaynağı olan Bulgaristan Hükümetine uluslararası mahkemeler kanalıyla tazminat
davası açmalan için çağrıda bulunan bulunan Av. Kıray, "Felaketin kaynağı
Bulgaristan'dır, barajları yonetememelerinden bu durum yaşanmaktadır" diye
konuştu.Yangın, sel, deprem gibi pek cok doğal afette yardim elini uzatan Turk Kızılayı
Bulgaristan'dan gelen taşkın sularının mağdur ettiği Edirne'de töprü başında
taşkın nöbeti tutan ekipleri de unutmadı. "Yalnız değilsiniz” diyen Türk
Kızılayı ikram aracını görevlendirdi.Gazeteciler,itfaiye görevleri, MKE,EDAK,Afet
ve Acil Durum Müdürlüğü ve polisin konuşlandığı Tunca Köprüsü başında park
ederek, sicak icecek ikramı yaptı.Kızılayın sıcak ikramı dondurucu soğuk havada
görev yapanların içini ısıttı. Görevliler ikramdan memnun kalarak Türk
Kızılayına teşekkür ederken,Kızılay Edirne Şube Başkanı Av.Metin Kıray taşkınlarla
ilgili olarak  Bulgaristan'dan
kaynaklanan göz göre göre yaşanan felakenin bedelini ödemesi için sivil toplum
kuruluşları gör
eve davet etti.


Kızılay Derneği Edirne Şubesinden Sivil Toplum Kuruluşlarına ziyaret

Cuma, Mart 2. 2012




Kızılay Demeği Edirne Şube Başkanı Metin
Kıray ve Yönetim Kurulu Üyeleri İbrahim Özdobaç,İrfan Kızanlık,Hasan Yıldırım,Edirne Ticaret ve Sanayi Odasını,Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığını,Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifi Başkanlığını,Edirne Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığını,Edirne Arama ve Kurtarma Derneği Başkanlığını,Edirne TÜrk Hava Kurumu Şube Başkanlığını,Edirne
Ticaret Borsasını ziyaret ederek
karşılıklı fikir alışverişinde
bulundu.Kızılay’ın faaliyetlerinden bahseden
Av.
Metin Kıray,Siyasi Partileri ve Sivil Toplum Kuruluşlarını
ziyaret ederek,
"Kızılay hakkında olumlu veya olumsuz görüşleri alıyoruz ve eleştirileri  değerlendiriyoruz. Kuruluşunuzdan gördüğümüz
desteklere de teşekkür etmek istiyoruz.” dedi.







AFET ÇALIŞTAYI ANKARA'DA TOPLANDI

Cuma, Mart 2. 2012




Türkiye
Kızılay Derneği 03.3.2012-04.2012 tarihlerinde Ankara’da 11 Şube Başkanı ve
yöneticisinin katıldığı Afet Çalıştayı Düzenlemiştir.Bu çalıştay’a Kızılay
Edirne Şubesi de davet edilmiş olup, Şube Başkanı Metin Kıray,Şube Başkan
Yardımcısı İbrahim Özdobaç,Şube Sekreter Yardımcısı Hasan Yıldırım çalıştaya
katılmışlardır.Kızılay
Edirne Şube Başkanı Metin Kıray önerilerini bir dosya halinde sunmuş
olup,Çalıştay sonrası bir sonuç bildirgesi hazırlanmıştır Metin Kıray’ın
sunduğu yapılanma önerileri özetle şöyledir:Gerek Türkiye Kızılay
Derneği,gerekse Şubeleri konusunda ve bunların yetki ve sorumlulukları
konusunda vatandaşlar büyük bir bilgisizlik içerisindedir.Türk Kızılayının ve mahalli
Kızılay  Şubelerinin her türlü karar ve
inisiyatif yetkileri bulunduğunu sanılmaktadır.Oysa, özellikle büyük felaketlerde
mahalli kamu görevlileri doğrudan insiyatifi eline almaktadır.Kızılay Şubeleri devre dışı kalmakta
ve Türkiye Kızılay Derneği merkez yönetimi de devlet yetkililerinin izin
verdiği oranda devreye girmektedir. Oysa Bu konuda bilgisi bulunmayan ve
vatandaşlar arasında ise tüm aksaklık ve eksikliklerden sanki Türk Kızılayı
sorumluymuş gibi bir kanaat yayılmakta ve Türk Kızılayı aniden günah keçisi
haline gelivermektedir.Türk Kızılayının 143 yıllık bir süre
içinde oluşmuş geleneklerini, deneyimlerini, örgütsel yapılanmasını,örgütsel
yapılanmada görev alan tüm birey ve kuruluşlarını,işletmelerini esas
aldığımızda bu gün yapmakta olduğumuz toplantı Kızılay’ı daha çağdaş ve daha
ileri bir yapılanmaya götürmeyi amaçlayan bir çalışma olarak değerlendirilmelidir.Türk  Kızılayını
gerçekten ileriye götürecek, çağımızla kucaklaştıracak bir yapıya kavuşturmak
burada ve bundan sonra da bir süreç içinde yapılacak çalışmalarla
gerçekleşebilecektir.Bu kapsamda tarafımdan yapılan
değerlendirmeleri ve önerilerimi sunuyorum:
1-) 17.ağustos depreminden sonra Türk Kızılay’ının
bazı zaaflarının ve eksiklikleri ortaya çıkmış ve yeniden yapılanma çalışmaları
sonucunda Türk Kızılayı bu zaafların ve eksikliklerin bunun üstesinden
gelebileceğini göstermiştir diyebiliriz.Ancak, yapılanma çalışmaları
içerisinde Kızılay Tüzüğünün değiştirilip şubelerde Şube Kurulları’nın ve
merkezde Genel Merkez Kurulu’nun kaldırılması ve sadece Şube Yönetim Kurulları
ile Genel Merkez Yönetim Kurulu ile yetinilmesi şeklindeki tüzük değişikliğinin
doğru bir değişiklik olmadığı ortaya çıkmıştır kanısındayım.Şube Kurullarının varlığı en azından
Şube Yönetim Kurulu dışında (eski tüzüğe göre) 15 kişinin kendisini Kızılay
çalışmalarında yetkili ve sorumlu görmesini sağlamakta idi.Şube kurullarının
kaldırılması ile şubelerin büyük çoğunluğu 5-7-9 kişilik yönetim kurulları ile
ve hatta ülkemizin genel sıkıntısı olarak da bu yönetim kurulları içerisinde
1-2 kişinin cansiperane çabaları ile yönetilmeye başlanmıştır.Bu nedenle Kızılay tüzüğünün örgüt
yapılanması kısmında yeniden şube kurullarının ihdas edilmesinin doğru
olacağını düşünmekteyiz.Bunun gibi Genel Merkez Kurulu’nun
da (30 kişiden oluşuyordu) yeniden ihdas edilmesi ve eskiden olduğu gibi aylık
toplantılar halinde yapacağı toplantılara Türkiye’nin her tarafından seçilmiş
üyeler katılabileceğinden de bu 30 kişilik Genel Merkez Kurulu’nun en az 10
üyesinin de Türkiyenin bölgelerine göre dağıtımı yapılarak sureti ile Şube
temsilcilerinden oluşturulmasını teklif ediyorum.Bu suretle tüm Türkiye’de şubeler
ile genel merkez yönetiminin çok daha yakınlaştığı ve bir bütün olarak hareket
etmeye başlayacağını göreceğiz kanısındayım.
2-)
Şubelerin alacakları bazı kararlarda genel merkez müdahalesinin azaltılması
gerektiği kabul edilebilir bir istemdir.Ancak,Kızılay’ın yurt çapında örgütlenmiş şubelerden oluşan tek bir dernek
olduğu gerçeğinin de bilinmesi kabul edilmesi gereklidir.
Yukarıda belirttiğimiz şekilde genel
merkez kurulu yeniden ihdas edilir ve burulun en az 10 üyesi de şube
temsilcilerinden oluşursa zaten bu durumda şubelerin Türkiye Kızılay Derneği
yönetimini yönlendirici fonksiyonu yeniden hayata geçebilecektir.Bir afet durumunda şubelerin bu çalışmalara
ne şekilde katılacakları hususunda gerçekten düzenleme eksiklikleri bulunduğu
ortaya çıkmıştır.Bu konuda İl ve İlçe Kriz Yönetimi
oluşturulmakta olup,bu kriz yönetimi birimi tamamen mülki amirin yönetiminde
olmaktadır.Böylece bu kriz yönetimi biriminin
sadece ve sadece mahalli mülki amirlerin emir komuta zinciri içinde ve halktan
kopuk olarak sırf mevzuat gerektirdiği için oluşturulmuş bürokratik bir birim
olduğu çok açık olarak ortadadır.Her afet sırasında yaşanan
aksaklıkların bir nedeninin de İl ve İlçe Kriz Yönetimi birimlerinin bu
yapısından kaynaklandığını düşünüyoruz.Bu nedenle de bu birimlerin sürekli
olarak çalışan sadece afet dönemlerinde faaliyete geçmeyen bir büro olarak
çalışmaları gerektiği ve bu büroda başta Kızılay olmak üzere konu ile ilgili
yerel sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de bulunması ve bu büronun
mümkün olduğu kadar bürokratik yaklaşımlardan uzak bir çalışma yöntemi
içerisinde olması doğru olacaktır kanısındayız.
3-)
Türk Kızılayının üye sayısının özel kampanyalarla artırılmaya çalışılmasını da
birinci öncelikli bir sorun olarak görmemekteyim.Türk Kızılayı kendi öz kaynaklarının tamamına yakın kısmını toplumdan, toplumun
gücünden sağlamıştır.
Kızılayın
kendi öz kaynakları dediğimiz zaman biz toplumun çeşitli bağışlarla Kızılaya
sağladığı maddi gücün Kızılayın merkezi ve mahalli  yönetimlerince de verimli kullanılmak
suretiyle ulaşmış olduğu ekonomik gücü oluşturan nakit ve ayni malvarlığının
bütününü anlamaktayız.Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki,
bu bağışlarda bulunan hayırseverlerden çok büyük çoğunluğu Kızılay üyesi
değildir.Bu nedenle de üye sayısını artırarak Kızılay’ın güçleneceğini düşünmek
kanımca doğru bir değerlendirme değildir.Zira, kampanya yapılarak adeta ikna
yolu ile Kızılay üyesi yapılan bireylerin Kızılaycılık ruhunu özümsemesi mümkün
olamamaktadır.Türk Kızılayına üye olmak isteyen
birey,Kızılay Şubesinin bulunduğu yeri bilmeli,kendi çabası ile o yere gitmeli
ve yine kendi çabası ile üye olma isteminde bulunmalıdır.Üyeler,hiçbir şekilde teşvik ve özel
çabayla Kızılaya sokulan kişiler olmamalı,tam tersine böyle büyük bir
sorumluluğu duyarak başvuran kişiler arasından Kızılayın mevcut üyeleri
tarafından uygun görülmek sureti ile üyelik statüsünü kazanabilmelidir.Ancak,bu nitelikteki üyeler Kızılaycılık
amaçlarını özümseyip,gerçek bir fedakarlık isteyen görevlerde amatörce ve bir
karşılık beklemeksizin çalışabileceklerdir.
Kanımca,üyelik
için nicelik değil nitelik önemli olmalı,buna karşılık o şubede gönüllülük için
de nitelikten çok nicelik önemli olmalıdır.
4-)
Türkiye’de ve tüm dünya devletlerinde Sivil Toplum Kuruluşlarının yetki ve sorumluluk
sınırları yetkili devlet kurumları tarafından belirlenir.Türk
Kızılayı da tüm diğer devletlerde bulunan Kızılay ve Kızılhaçlar da sorumluluk
sınırları
yetkili
devlet kurumları tarafından belirlenen
kuruluşlardır.
Türk Kızılayının, devletin özellikle
de dış politikalarını yürütürken bu politikanın gerçekleşmesine yardımcı olma
görevi vardır, savaş halinde yine devlet kurumları tarafından kendisine yüklenen
görevleri yerine getirme sorumluluğu vardır ve hatta bu yönü ile yarı askeri
bir kurum olarak nitelendirilmesi de mümkündür. Tek şartla ki,gerek
Kızılay,gerek Kızılhaç bu işlevlerini yerine getirirken insanlara, milliyet,
din,ırk,cinsiyet,sosyal şart,siyasal inanç farkı gözetmeksizin yardım etme
ilkelerinden ödün vermeyecektir.Türk Kızılayı’ın bugün ulaşmış olduğu örgütsel ve ekonomik güç ve deneyimleri;
Sivil Toplum Kuruluşları karşısında hiçbir kompleks duymadan onlara her zaman
çalışma alanlarında yardımcı ve yönlendirici olma görevini Kızılay’a
yüklemektedir.
Kızılay bu görevini de yapmak zorundadır ve bu konuda
Tüzük değişikliği yapılmak sureti ile işbirliği konusunda esneklik ve yetki
verilmesi doğru bir çözüm olacaktır.Sivil toplum kuruluşları ile
afetlere hazırlık konusunda işbirliğine gidilmelidir.Ancak, Kızılay bu dernekler ile
belirli bir ihtiyat ve seçicilik içerisinde ilişki kurmalıdır.Kendini sivil toplum kuruluşu olarak
adlandıran her dernek ile Kızılayın ilişki kurmak gibi bir zorunluluğu da
bulunmamaktadır.
Ancak,Sivil Toplum Kuruluşlarının da
kendilerini Kızılayın yerine ikame edici kurum olarak görmeleri ve belirli
birtakım medyatik rüzgarları da arkalarına alarak Kızılayın artık
bittiğini,çöktüğünü, Kızılay’ın görevlerini yapamadığını,artık bu görevleri
kendi kuruluşlarının yapacağını topluma bir aldatmaca olarak yansıtmaya yönelik
çalışmalarının da Kızılay arkasında olamaz.
Bu nedenle,Türk Kızılayı Sivil Toplum Kuruluşları ile lider kuruluş olarak işbirliği
yapmalı, yardımcı olmalı,ancak inisiyatifi hiçbir zaman bu kuruluşlara
vermemelidir.
5-)
Türk Kızılayda gönüllülerin varlığı ve işlevi halen tam olarak oturuşmuş bir
kurumsallık kazanamamıştır.
En kısa
tarifiyle,Kızılay gönüllüsü Kızılay derneği için fırsat buldukça veya düzenli
olarak gönüllü etkinlikler yürüten kişidir.
Tarifi bu şekilde yaptığımızda,Türk
Kızılayı’nın örgütsel yapılanması içerisinde Kızılay Derneği içinde fırsat
buldukça veya düzenli etkinliklerde bulunan bir kategori bulunmaktadır:Seçimle
göreve gelmiş Mahalli yönetim kurulları ve genel merkez yöneticileri...Bunlar hiçbir şekilde bir maddi
karşılık almaksızın Kızılayın daha güçlenmesi ve etkinliğinin artması için
fırsat buldukça ve daha da ötesi düzenli olarak etkinliklerde bulunmaktadırlar.Bu tarif içinde, gönüllüler kesimini
kanımca öncelikle örgüt yöneticileri ve bir kısım Dernek üyeleri zaten
oluşturmaktadır. Yukarıda belirttiğim gibi Şube kurullarının yeniden ihdası ile
“gönüllü” sayısının pratik olarak artırılması da mümkün olabilecektir.Kızılayda
çalışan özellikle seçilmiş ve üyeler insanlık ülküsüne hizmet edip bundan en
azından kendilerine manevi yarar sağlamayı isteyen insanlardır.Kızılay üyesi olmadığı halde
Kızılayın çalışmalarına gönüllü olarak katılan ve etkinliklerde bulunan
kişilerin de Kızılayın gücü ve etkinliğini arttırmakta çok önemli bir katkıda
bulunacakları da doğrudur.Bu nitelikte kişilerin büyük ve
metropol kentlerde çok daha etkin olacakları da bir gerçektir.
6-)Yaşadığımız çağ
iletişimin teknolojik gelişmelerin desteği ile olağanüstü geliştiği bir süreci
yaşamaktadır.
İletişimdeki olanaklardan
yararlanmak,çağdaş bir kurum olmanın en önemli koşullarından biri haline
gelmiştir.Bu anlayışı kabul ettiğimizde;
a-Öncelikle Türkiye Kızılay Derneği’nin
tüm şubeleri ile birlikte kendi iç iletişimini sağlayacak sistemi eksiksiz ve
felaketlerin getireceği yıkımlardan etkilenmeyecek bir şekilde kurması mutlaka
gereklidir.Bunun için tüm şubeler ve genel
merkezi birbirine bağlayacak ve özel bir programla çalışacak bir web portalı
şeklinde bilgisayar ağı kurulması mutlaka zorunludur.
b-Keza felakete uğrama tehlikesi
yönünden hassas bölgelerde bulunan Kızılay Şubeleri ile bağlantının hiç
kesilmeksizin sağlanabilmesi için uydu telefonu temini sureti ile  bu bölgelerde bağlantının kesilmeksizin
sağlanması da mümkündür.
c-Yine buna bir alternatif olarak veya
bunun yanında, yurt çapında ve Türkiye Kızılay Derneğine tahsis edilmiş bir
frekansta çalışacak telsiz ağının kurulması da mümkündür.
7-)Kızılay’ın
halkla ve medya ile  ilişkilerini değerlendirdiğimizde;Kızılay’ın insanlık yararına gerçekleştirdiği
çalışmalarını halka,medyaya yansıtamakta yetersiz kaldığı, tam tersine
Kızılay’daki olumsuzlukların da olağanüstü büyütülerek kamuoyuna mal edildiğini
gözlemlemekteyiz.Bu durum zaten sadece ve sadece maneve bir amaç için bu
onursal görevleri yapmakta olan seçilmiş,profesyonel ve gönüllü tüm
Kızılaycıları olumsuz olarak etkilemektedir.Oysa,çağımızda kurumlarda iletişim
kadar üzerinde önemle durulması gereken bir özellik de halkla ilişkilerin doğru
ve etkileyici bir şekilde kurulabilmesi,bu kapsamda görsel ve yazılı medya ile
ilişkilerin de çok sağlıklı bir şekilde kurulmuş olmasıdır.Bu
değerlendirmelerin ışığında;
a-) Türkiye
Kızılay Derneğinde ve bir mecburi ama gereksiz kurum gibi değil ama mutlaka çok
önem verilen “Halkla İlişkiler” seksiyonunun kurulması gereklidir. Kızılay’ın
mutlaka artık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kamuoyunu yaratmakta çok
etkin bir güç haline gelmiş bulunan görsel ve yazılı basın ile ilişkilerini
kurmak,geliştirmek ve desteğini sağlamakla görevli “Halkla İlişkiler” seksiyonu
ayrı bir yapılanma olarak değerlendirilmelidir.Bu konu çok ciddi olarak ele
alınmalı ve tek tek görevlilerin hatır ve gönülle veya tanıdıkları aracılığı
ile yapabileceği bir iş olarak değil, bir ayrı bölüm olarak oluşturulmuş ve
görevlendirilmiş ve belki de Tüzüğümüzde de düzenlemesi yapılmış bilimsel
olarak çalışan bir seksiyon olarak düşünülmelidir.Halkla ilişkiler bölümündeki görevli
ve sorumluların yetkileri de açık bir şekilde belirlenmiş olmalı ve Kızılay
artık kendini kendine ve halka daha iyi anlatmak, halkın desteğini yanına
alabilmek için gerektiğinde yatırım yapma gereğini de kabul etmelidir.
Bu
konuda daha fazla ayrıntıya girmeksizin ancak düşüncemin daha açık
anlaşılabilmesi için birkaç somut öneride de bulunmam mümkündür:Örneğin
görsel ve yazılı basında paralı reklam kampanyası yapabilmelidir.Kamuoyunu
oluşturacak belirli kurum ve kişileri çeşitli etkinlikler ve geziler düzenleyip
buralara davet ederek Kızılay’ı daha iyi tanımalarını ve anlatmalarını
sağlamalıdır.
Çocukların,gençlerin,kadınların
ilgilerini çekebilecek renkli,resimli ve çarpıcı içerikleri olan broşürler
bastırmalı ve dağıtmalıdır.Türk Kızılayını ve Kızılaycılığını
destekleyen ve teşvik eden çeşitli bilgisayar oyunları yapılıp bu oyun
programları CD ler halinde dağıtılmalı veya internet yolu ile Türk Kızılayı web
sitelerinden bedava indirilebilmelidir.Bir bilim dalı haline gelmiş olan
Halkla İlişkiler konusunda uzman olarak atanacak görevliler bu belirttiğim
yüzeysel uygulamalardan çok daha değişik uygulamaları da getirebilecekler ve
Kızılay Türk insanına çok daha iyi anlatılmış, ona sahip çıkması gereği
duyurulmuş olacağı gibi,saygınlık ve güvenilirliğini artırarak sürdürmesi de
sağlanabilecektir.
b-) Bir
Merkezden Tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde yayın yapacak KIZILAY RADYOSU
kurulması gereğine de inanıyorum.
Bu radyo,tüm yurda Kızılay’ı
anlatacak,ilkyardım konusunda bilgiler verecek,Kızılay’ın toplum tarafından
desteklenmesi için gerekli her türlü çalışmayı yapacak,ama bunu bir resmi kurum
anlayışı içinde yapmayacak,çeşitli ve belirli bir seviyesi olan
müzik,yarışma,belgesel,sanat programları ile Kızılay’ın sürekli güncel olmasını
sağlayabilecektir.Bu radyo yayınlarının tüm Türkiyeyi
kaplayacak şekilde kurulması amaçlara hizmet konusunda etkili olacaktır.Radyonun reytinginin arttığı oranda
finansmanının sağlanması da mümkün olacak,belki de bir gelir kaynağı haline
gelebilecektir.
c-)
Türk Kızılay’ı gelir arttırıcı
etkinliklere gereken önemi vermeli ve bu doğrultuda zaruri harcamayı yapmaktan
kaçınmamalıdır.
Çağımızda
artık gelir artırıcı çalışmalar sadedinde yapılacak yatırım ve projeler de
kuruluşların çok önem verdikleri ve mutlaka önemle üzerinde durularak
gerçekleştirilmesi gereken çalışmalar haline gelmiştir.Bu
kapsamda olmak üzere Kızılayın parasız yaptırılması mümkün olmuyorsa paralı
reklamlar yapması, halkla ilişkiler seksiyonunu mutlaka kurup geliştirmesi,
görsel ve yazılı basınla ilişkilerini mutlaka bir özel sektör anlayışı içinde
geliştirecek önlem ve kurumları oluşturması ve bunları yaparken de maddi
harcamayı gelir getirici bir yatırım olarak değerlendirmesi gerektiğini
düşünüyorum.
9-) Türk Kızılayı’nın yardım
görevlerini en etkili ve yeterli şekilde yapabilmesinin ;
a-)Yardımların
toplanması,
b-)Depolanması;c-)Hedef
bölgeye en kısa zamanda ve en uygun şartlarda ulaştırılabilmesişartlarının yerine getirilmiş
olmasına bağlı olduğunu yaşadığımız tecrübelerle öğrendik.Bu
bağlamda olmak üzere;
a-)Yardımların
toplanması konusunda Türk Kızılay’ı son yıllarda büyük aşama
kaydetmiştir.Teknolojinin getirdiği olanakların kullanıldığını gözlemlediğimizi
söylemek mümkündür.Bu doğrultuda tüm bankalarda geçerli bir Kızılay hesabının
olması,SMS yolu ile yardım yapılabilmesi,Kızılay sitesinden internet vasıtası
ile yardım yapılabilmesi olanakları sağlanmıştır ve bunlar çok olumlu gelişmelerdir.Ancak,Kızılay’ın
geçmişten beri gelen geleneksel yardım toplama şekli yardımseverlerin Kızılay
Şubelerine bizzat başvurarak nakdi veya ayni yardımlarını yapmalarıdır.Son
yaşadığımız deprem felaketi sırasında da yardım yapmak isteyen özel kişiler ve
tüzel kişiler Kızılay Şubelerine de başvurmuş ve maddi durumlarına göre eşya, yiyecek,
sağlık ve hijyen malzemesi ve nakit yardımında bulunmak istemişlerdir.Bu şekilde
şubelerimize başvuran kişi ve kurum yetkililerine yardımlarının belirli
nitelikte olmasını, olmadığı takdirde kabul edilmeyeceğini söylemek gibi bir
tutum içerisinde bırakılmak şubelerde sakıntı yaratmıştır.Zira,Türk
halkı yardım yapma isteği geri çevrildiğinde ve bunun nedenleri de kendisine
tatmin edici bir şekilde anlatılamadığı takdirde çok çabuk kırılmakta ve artık
o kuruluşa kendisini uzak hissetmektedir.Bu duygunun silinmesi de yıllar
almaktadır.Bu hususta
daha önceden bir söylem birliğinin oluşturulması Genel Merkez Yönetimine
aittir.Ancak,burada
sadece ve sadece yapılan ayni yardımın hedef kitleye saygısızlık derecesinde
bozuk,kirli,çirkin,kullanılamaz durumda olmaları halinde getirilen yardım
malzemesinin geri çevrilebileceği kuralı yeterli olacaktır diye düşünüyoruz.Aksi
takdirde kullanılmış giyim eşyası ve diğer eşyaların kabul edilmeyeceğini bir
kural olarak kabul etmek Kızılay’ın artık yardım toplayamayacağını da kabul
etmekle eşdeğerdir.Zira,halkımız
bir alışkanlık olarak çok büyük çoğunlukla kendine ait kullanmadığı giyim ve
diğer eşyalarını temizlemekte,bakımını yapmakta bu suretle bu eşyaları
kullanacak felaketzedelerde hiçbir kompleks yaratmayacak şekilde getirip
şubelerimize teslim etmektedir.Zaten,
Türk halkı kendi mahalli çevresinde de yoksullara eşyalarını büyük bir
duyarlılık içinde ve geleneksel olarak aynı şekilde vermektedir.Bizim bu
geleneksel yardım anlayışını kanımızca hiç de gereksiz olarak terk ederek, sadece
ve sadece kullanılmamış ve yeni eşyaları kabul edeceğimizi açıklamamız toplum
üzerinde hiç de olumlu bir etki yaratmayacaktır.İmkanları
olan şubelerin bizim Edirne’de yaptığımız gibi kendilerine yardım yapmak
isteyen kişi ve kurumlardan Kızılay aracı ile gidip yardım malzemelerini almaya
ilişkin bir sistemi kurmaları da ayni yardımların çoğalmasını ve
yaygınlaşmasını sağlamaktadır.Yukarıda belirttiğimiz gibi yardım
yapılacak kişilere hakaret anlamına gelecek derecede bozuk ve ayıplı olmamak
kaydı ile Kızılay kendisine getirilen her yardım malzemesini teşekkürler ederek
teslim almak ZORUNDADIR.Yapılacak
yardımların bu kadar yaygın bir şekilde toplanması halinde bu yığılmanın
yaratacağı sorunlar akla gelmiş olabilir.Oysa;
b-)Türkiye’nin
çeşitli bölgelerinde Türk Kızılayı’na ait modern depo ve tesisleri
bulunmaktadır. Bu depo tesislerinin Kızılay için birer yardım depolama üssü
haline getirilmesi gerektiği kanısındayım.Bu depo tesislerinde ilk anda bir
felakete çok kısa zamanda ulaşılmasını ve müdahale edilmesini sağlayacak
yiyecek,barınma ve ısınma malzemeleri depolanmalı ve bunları
ulaştırıp,kullanıma sunabilecek elamanlar da bu depolarda görevlendirilmelidir.Ancak,Van-Ercis bölgesinde meydana
gelen deprem felaketi nedeni ile yaşadıklarımız bize Türk Kızılayı’na ait
depoların toplanan yardımların muhafazası konusunda hacim olarak yeterli
olmadığını göstermiştir.Deprem felaketinin hemen sonrası tüm
şubelerin yardım toplama çalışmaları çok hızlı ve güçlü bir şekilde yürütülmüş
ise de eskiden beri olduğu gibi toplanan yardım malzemelerinin depolama sıkıntısı
büyük sorun yaratmıştır.Şubeler toplanan yardım
malzemelerini hedef bölgeye iletilmek üzere Kızılay depo merkezlerine göndermek
istemişler ve bu durumda Kızılay depoları da çok aşırı bir yoğunlaşmaya sahne
olmuş ve adeta bir kargaşalık yaşanmıştır.Eğer sistemli ve uygun depolama
imkânı olmuş olsa idi, birçok yardım malzemeleri geri gönderilmeyecek veya Van
merkezinde yığılıp kullanılamaz halde spor salonlarına doldurulmayacak,tüm
yardım malzemelerinin öncelikle felaketzedelerin ihtiyaçlarının karşılanması
amacı ile ve onların ihtiyaçlarının karşılanması sonrası da diğer bölgelerdeki
yoksullara dağıtılmak sureti ile değerlendirilmesi mümkün olabilecekti.Bu konuda depolama sıkıntısının
çözümü Türkiye’nin mevcut tesis kapasitesi dikkate alındığında çok
basittir.Şöyle ki;
aa-Öncelikte
tüm yurtta çeşitli kurum ve kuruluşların topladığı yardımların depolanması ve
depolanan yardım malzemelerinin hedef bölgeye yönlendirilmesi ile yetkili Türk
Kızılayı’nın da içinde görev alacağı yetkileri yasa ve yönetmelik ile
belirlenecek bir merkezi kuruma ihtiyaç vardır.
bb-Bu
kurum kendisine yasa ve yönetmelik ile tanınan yetkiler çerçevesinde böyle bir
felaket anında yardım malzemelerinin depolanabileceği;  Türkiye’deki özel sektörde, kamu sektöründe,
Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Sivil Toplum Kuruluşlarında bulunan depoları ve
kapasitesitelerinin tespitini yapacaktır.
cc-Bu
depolarda bir felaket anında yetkili ve sorumlu olacak kişi ve kişilerin kimler
olacağının da tespit ve görevlendirilmesini yapacaktır.
dd-Bu
Merkez bir felaket anında; daha önce tespitini yaptığı her yörede bulunan
depolara hangi mahalli kurum veya kuruluşlardan gelecek hangi nitelikteki
yardım malzemelerinin depolanacağının tespit ve belirlemesini yapacaktır.
c-)
Uygun depolama imkanları ile depolanması yapılmış ve envanteri çıkarılmış
yardım malzemelerinin hedef bölgeye ulaştırılması da yine bu Merkez tarafından
artık kolaylıkla ve sistemli bir şekilde yapılabilecektir.Böylece hedef bölgede de kontrolsüz
yardım malzemesi yığılmasından dolayı bir kargaşa ve kilitlenme meydana gelmektedir.Bu doğrultuda olmak üzere;
aa-Bu
Merkezi kurum çeşitli yörelerde bulunan depolardaki toplanan yardım
malzemelerinin hedef bölgeden alacağı ihtiyaç bildirimlerine göre
yönlendirilmesini de koordine edecektir.
bb-Bu
Merkez ayrıca depolarda bulunan yardım malzemelerinin ulaştırılması için araç
temini konusunda da yetkili kılınmalıdır.Böyle bir yetkili kurum yapılacak
yardımlardan yardım yapılacak kişilere hakaret anlamına gelecek derecede bozuk
ve ayıplı olmamak kaydı ile her yardım malzemesini teslim alabilecek ve tamamını
en uygun bir şekilde hedef bölgeye dağıtacaktır.Yardım malzemelerinin ihtiyaçtan
fazla olması halinde ise bu malzemeler yine bir sistem içerisinde diğer
yörelerdeki ihtiyaç sahibi yoksullara dağıtılmak veya uzun süreli muhafaza
edilmek üzere Türk Kızılayı’na teslim edilecektir.
10-) Kızılay ulaşım ve nakliye
araçlarını da çağdaş hale getirmeli,tek yönlülükten kurtarmalıdır.Yaşadığımız felaketler bize
göstermiştir ki,sadece karayolu bağlantısı bazen felaket bölgesine ulaşmakta
yetersiz kalmakta ve oradaki insanlar felaketi yaşarlarken,onların acılarını
bir nebze de olsa dindirecek yeterli miktarda dahi olsa yardım malzemeleri
onlara ulaştırılamamaktadır.Öyleyse,karayolu araçlarının
yanında deniz ve havayolu ile nakliye yapabilecek araçların
Kızılay bütçesi dahilinde alternatif olarak
sağlanması kanımca bir gereklilik olarak karşımızda durmaktadır.
Her ne kadar bu konuda finansman
sıkıntısından bahsedilebilecek ise de, belirli sayıda hava veya deniz aracı
nöbetçi olarak rezerv tutulmak sureti ile, normal zamanda diğer hava ve deniz
araçlarının gelir getirici faaliyetlerde kullanılması da mümkün
olabilecektir.Bu suretle finansman sorunu büyük ölçüde çözüme kavuşturulabilir.
11-) Kızılayın profesyonel çalışanları hiçbir
mesai kaygısı duymaksızın ve gerektiğinde canlarını tehlikeye atarak hiçbir
ücretle yapılması mümkün olmayacak şartlar altında hizmet yapıyorlarsa,bu
insanların azimli ve fedakarca çalışmalarda bulunduğunu söylemek bir borçtur.



  













okumaya devam et "AFET ÇALIŞTAYI ANKARA'DA TOPLANDI"

Edirne Kızılay Şube Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri parlamentoda gurubu bulunan siyasi partileri ziyaret etti.

Cuma, Mart 2. 2012



İlk olarak MHP İl merkezine giderek İl Başkanı
Zakir Topdur
ve yöneticileri ziyaret eden Kızılay yöneticileri adına
konuşan Başkanı Metin Kıray, Ankara'da yapılan, kendisinin de katıldığı
toplantı hakkında bilgi verdi. Kıray "Yapılan toplantımızın sonunda Kızılay yöneticilerimizin halkla iç içe olması ve
demokratik kitle
örgütleri 
ile      yakın  temasta 
bulunulması   kararlaştınldı.Bizim  çalışmalarımızda eksiklerimiz  bulunabilir,bunların
bize iletilmesini istiyoruz" dedi. MHP İl Başkanı Topdur' da MHP olarak her zaman Kızılay'a
yardımda bulunduklarım
kan verme desteği verdiklerini belirterek bu yardımlarının artarak  devam edeceğini söyledi. Toplantıya MHP eski Milletvekili Cemalettin
Yılmaz'da katılarak Kızılay'a çalışmaların konusunda başarılar diledi.



KIZILAY BİZİM ORTAK
ONURUMUZ



Daha sonra AK Parti Edirne İl merkezine giderek
İl Başkanı Müjdat Kahve ile görüşen Kızılay
heyeti adına konuşan Kıray,
bir yıl içindeki yaptıkları çalışmalar ve son yapılan toplantı konusunda bilgi
verdi. Siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleriyle diyalog içinde
olacaklarını kaydeden Kıray "Kentimizde muhtaç olan, bizim ulaşamadığımız
ailelerin bize iletilmesini istiyoruz. Biz bu yönde gereken yardımı yapacağız.
Elele verdiğimizde yardımların daha
sağlıklı yapılacağı inancındayız" dedi. Ardından
AK Parti Merkez İlçe
Başkam Mehmet Özülkü'ye de ziyarette bulunan Edirne
Kızılay yetkilileri   ayni   duygularını Özülküye de ilettiler. Özülkü
burada yaptığı konuşmasında,bugüne kadar Kızılay ile yeterli bağlantı
sağlayamadıklarını, bundan sonra Kızılay şubesine giderek, üye olarak hizmet
etmek amacında olduklarını söyledi.



Kızılay
yönetim kurulu üyeleri son olarak CHP İl
Başkanlığını Ziyaret etti.İl Başkanı Şükrü
Ciravoğlu ile görüşmede söz alan Kıray, bir kez daha ortak çalışma
taleplerini
ve Kızılaym faaliyetlerini dile getirdi.Siyasi partilerin taleplerinin de
kendilerine iletilmesi önerisinde bulundu. Ciravoğlu yaptığı konuşmada Bölgenin
en seçkin yardım kuruluşu Kızılay'la her zaman gurur duyduklarını belirterek
"Edirne halkı bilinçli bir halktır
Kızılay'a gereken değeri veriyor ve verecektir. Biz de
üzerinize düşen
görevi yapacağız" dedi.






Page delivered in 0.139823 seconds, 119 files included